| Panik bozukluk - hasta ve
yakınlarına yönelik bilgiler Panik hastalığı, kendiliğinden ortaya çıkar, beklenmedik panik nöbetleri ile kendini gösterir. Panik atağı, çoğu zamankişinin sonunun geldiği hissinin de eşlik ettiği, genellikle birkaçdakikalık yoğun endişe veya korku dönemlerini tanımlar. Bu ataklar sırasında genellikle nefes darlığı, çarpıntı, ğögüs ağrısı ya da ğögüste sıkışma hissi, soluğun kesilmesi ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları ve “çıldıracağı” ya da kontrolünü kaybedeceği korkusu gibi belirtiler bulunur. Panik atakları olan hastalar çoğu zaman pratisyen hekimlere ya da iç hastalıkları veya kalp hekimlerine başvurdukları için, bu hastalığa çoğu zaman bedensel hastalık teşhisleri konulabilir (Kalp hastalığı.. gibi). Bir Panik Nöbeti esnasında aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
Panik Bozukluğunun Özellikleri nelerdir ?
Panik atakları hangi sıklıkta ortaya çıkar ? Panik atakların sıklığı ve şiddeti büyük ölçüde değişir. Sözgelimi, bazı hastalar bir günde birçok kere, kimi hastalar ise ayda veya birkaç ayda bir kere bu nöbetlere tutulabilirler. Ortlama olarak ise haftada bir kez olur. Kimlerde görülür ? Panik hastalığı, genellikle genç erişkinlerin hastalığıdır; ortalama başlama yaşı 20-30 arasıdır; ancak her yaşta görülebilir. Eğer 50 yaşından sonra ortaya çıkmışsa altta yatan tıbbi bir rahatsızlık üzerinde durulmalıdır. Kalp doktorlarına başvuran her 100 hastadan 15’i ruhsal sorun yüzünden pratisyen hekimlere başvuran her 100 hastadan 15-20’si panik hatalarıdır. Agorafobi nedir ? Agorafobinin başlıca özelliği bir panik atağının ya da panik benzeri belirtilerin (birden bir baş dönmesi atağı ya da birden bir ishal atağı olacağı korkusu gibi) çıkması durumunda yardım alamayacağı ya da kaçmanın zor olabileceği yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan endişe duymadır. Böylece hastalar, evin dışında ya da evde tek başına kalma; kalabalık bir ortamda bulunma, araba, otobüs yada uçakla yolculuk etme ya da asansöre binme sayılabilir. Kişi, yanında eşlik eden biri olduğunda korktuğu durumla karşılaşmakla daha iyi başedebilir. Bu kişilerin söz konusu durumlardan kaçınması ise gitmelerini ya da ev işi sorumluluklarını yapmaları zorlaştırabilir. Panik hastalarının en sık bildirdikleri korkular
SEYİR Panik bozukluk yavaş, sinsi veya hızlı bir şekilde başlayabilir ve atakların oluş sıklığı ve sayısı hastadan hastaya değişir. Uygun tedavi yapılan hastaların büyük bölümünde birkaç hafta içinde panikler önemli ölçüde kontrol altına alınır. Panik beklentisiyle ilgili endişe ve kaçınma bir süre daha devam edebilir. Tedavi edilmeyen hastalarda dalgalanmalar görülebilir. Panik bozukluk ve agorafobi ciddi ise kişi hemen hemen eve bağlı kalabilir ve yanında biri olmadan ayrılmak istemeyebilir. Ayrıca bu hastaların %70’inde gelişen depresyon tablosu hastalığı daha da karmaşık hale getirebilir. Panik Bozukluğuna hangi hastalıklar eşlik edebilir? Panik bozukluğu olan kişilerde sıklıla (% 50-65) depresyon ortaya çıkar. Bazı kişiler sıkıntılarını alkol yada ilaçla tedavi edeceklerini sanırlar. Özellikle klinik ortamlarda ve daha ağır agorafobisi olanlarda panik bozukluğu sıklıkla diğer Bunaltı bozukluklarıyla birlikte görülür (Panik bozukluğu olan kişilerin % 15-30’unda sosyal fobi, % 18-10’unda obsesif-kompülsif bozukluk (saplantı-zorlantı bozukluğu, % 10-20’sinde özgül fobi ve % 25’inde yaygın bunaltı bozukluğu olduğu bildirilmiştir). TEDAVİ Doğru tedavi ile başarı oranı çok yüksektir (%60-80). Hastanın uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü panik durumalrında yaşanan belirtiler, diğer birçok ruhsal hastalıklarda da görülebilir. Ayrıca muhtemel bedensel hastalıklarda araştırılmalıdır. Tanı konduktan sonra her hastaya göre belirlenecek olan uygun ilaç tedavisi ile birlikte gerekli durumlarda psikolojik tedavi (davranış tedavisi) uygulanır. Bugün ilaç ve davranış tedavilerinin birlikte kullanılması en etkili yöntem olarak kabul edilmektedir. İlaçlar, uyuşturucu değildir, alışkanlık yapmazlar. Uzun süre (aylarca..) kullanılmaları gerekir, hekime danışılmaksızın ilaç tedavisi kesilmemeli, değiştirilmemelidir. İlaçların tehlikeli olmayan yan etkileri olabilir, onları da hekiminize danışınız. |
|
Selçuk Üniversitesi |